Travmaların silinmesi

Bugün 17 Ağustos 2017 ve büyük marmara depreminin yıl dönümü. 17 Ağustos 1999 tarihinden meydana gelen ve birçok insanın ölümüyle sonuçlanan büyük afet sonrası, hayatta kalanlar ise en büyük travmaları yaşadı.

Travmaların silinmesi

Bugün 17 Ağustos 2017 ve büyük marmara depreminin yıl dönümü. 17 Ağustos 1999 tarihinden meydana gelen ve birçok insanın ölümüyle sonuçlanan büyük afet sonrası, hayatta kalanlar ise en büyük travmaları yaşadı.

17 Ağustos 2017 Perşembe 12:25
Travmaların silinmesi

Sevdiklerini, yakınlarını, arkadaşlarını hatta şehriyle beraber anılarını kaybeden insanların geçirdiği travmaların unutulması, 17 Ağustos depreminin unutulması kadar zor ama travmaların silinmesi daha doğrusu travmalardan kurtulmak mümkün. 

Hafıza silme ya da travmaların silinmesi kelime olarak direkt ifade ettiği şekilde mümkün olmasa da travmanın etkisinin azaltılmasıyla mümkündür. Travmaların unutulması, hatırlamamk anlamında mümkün olmasa da etkisini geçirdiğimiz her şeyde olduğu gibi burada da kişinin hayatında silik bir renk olarak kalacaktır. 

Travmalardan kurtulmak, travmaların unutulması nasıl mümkündür?

Travmalara tutunmayın

Travmaların silinmesi, hafıza silme gibi ifadelerin arama motorunda en çok aranan kelimeler olmasını altında yatan travmalardan kurtulma isteğidir. Bu istek, kişilerin kendi güçleriyle bir şeyler yapamayacaklarını düşündükleri yerde, labaratuvar ortamında sonuç aramaya iter. Halbuki sancılı bir süreç olsa da bu süreci geçirmek mümkündür. Bazı insanlar içn daha kolay bazıları içinse sancılı bir süreci vardır, bu durumun... Bunun en büyük sebeplerinden biri, travmalara tutunma alışkanlığıdır. Toplumda yerleşmiş olan kurban rolü, mağdurun ödüllendirilmesi, acıma yaklaşımı, mazeretlerin ödüllendirilmesi yaklaşımı gibi öğrenilmiş kurallar sonrası bireyler, travmalarını ya da yaşadıkları kötü olayları her fırsatta ifade etme eylemini, alışkanlığını edinirler. Bu alışkanlık genellikle küçük yaşlarda öğrenilir. Örneğin bir çocuğun hastalığından ötürü daha fazla ilgi görmesi, ödevlerini yapmadığında öğretmeninden kabül görmesi, bireyi nörolojik ortamda, travmalarının hayatını kolaylaştırdığına dair bir inanca tutunmasına sebep olur. Küçük yaşlarda başlayan bu durum zamanla siner ve tüm hayatın bu şekilde ilerlemesini sağlar. Bu da ravmalara tutunmanın, edinilmiş bir alışkanlık olarak devam etmesini sağlar. Bu durumun en büyük sakıncası, bu tarzda meydana gelen büyük travmalarda meydana gelir. Travmaya tutunmayı alışkanlık haline getirmiş beyin, böyle bir durumdan kolay kolay çıkamaz. Sürekli olarak düşünce ve acı devam eder.

Acıyı bastırmayın

Travmalara tutunmamk demek acıyı bastırmak anlamına gelmez. Acının yaşanması, acının travmaya dönüşmemesindeki en büyük etkendir. Acı yaşanır ve sonrasında geçer. Bu şekilde meydana gelmiş büyük olay ve kayıplarda ise bu durum biraz daha uzun sürer. Kesinlikle uzman bir yardıma ihtiyaç duyulsa da bazı bireyler bunu reddeder. Böyle zamanlarda acının yaşanması ve bunun doğal bir süreç olduğunun bilinmesi travmayı engeller.

Ritüeller gerçekleştirin

Bu travmalar gibi acıların içinizde bir yerde hala kaldığını düşünüyorsanız, kendiniz için belirli ritüeller gerçekleştirin. Belirli günlerde veya saatlerde gerçekleştireceğiniz bu ritüellerde kaybedilenlerle beraber olun. Belki meditasyon kanalıyla, belki de kendi ritüelinizle bu durumu yaşayın. Örneğin mum yakın ve sevdiklerinizle konuşun. Bunun size çok iyi geleceğini göreceksiniz. 

Travmalar, acıya müsade edildiği sürece kalıplaşmaz. Kalıplaşmış acıların serbest bırakılması ise dönüp o katılaşmış tabakayı yumuşatmakla mümkündür. Bunu da ona izin vererek, ilgilenerek, en önemlisi de o acının içinde kurban rolü oynamayarak yapabilirsiniz.

Son Güncelleme: 18.09.2017 11:37
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat: Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.