Geç kalmış bir sevgililer günü yazısı olarak görebilirsiniz ya da  yazıma eşlik edecek o muhteşem şarkı; Ed Sheeran- Photograp eşliğinde sevgiyi düşünebileceğiniz bir gün daha geçirebilirsiniz... 

“Ben seni çok sevmiştim” cümlesini her duyduğumda, çoğunlukla gözlerinden yaş akan kadın ya da erkek görseli canlanıyor gözlerde...

Biraz Türk filmlerinin öğretileri, biraz toplum olarak melankoliyi seven tarafımız, belki de fedakârlık yapıldıkça aşkını ispatlayan çiftlere inanan yanımız ve “aşk için ölmeli aşk o zaman aşk” diyen o muhteşem kadının dramatize şarkısındandır...

“Ben seni çok sevmiştim” cümlesine başka bir taraftan bakmanızı sağlamak amacında değilim, keşke öyle bir gücüm olsa... Sadece hissettiklerimi paylaşarak, aynı cümlenin benim içimde nasıl yankılandığını anlatacağım sizlere.

Hayatımda çok fazla sevdim ve sevildim. Kimisi aşka dönüştü kimi sevgi olarak kaldı. İnancıma göre insan zamanla âşık olur. İlk görüşte aşk olarak ifade edilen şeyin; hoşlanma, arzu, ihtiras, kimya olduğunun kanısındayım. Aşkın bir ruhu tanıdıkça ve ironik bir şekilde hiçbir zaman tanıyamayacağını kabul edip onun muhteşem gelişimine izin verdikçe yaşanacağını düşünen bir kadınım.

O yüzden de hep tanımadığım adamlara âşık kaldım. Her gün tanımadığım bir yönünü bulmak için yanımdaki adamın gelişimine izin verdim. Hayal kırıklıklarım sonrasında yanımdaki insanın insan olan yanını anlayıp içsel affedişe geçmemin sebebi de onun tanımadığım yanına verdiğim pay oldu. Bu yönümle fazlaca hayalperest olarak değerlendirildiğim olsa da ben hep muhteşem sevgiler yaşamanın keyfini çıkarttım.

Sevgiyi yaşadığım o muhteşem insanlara nasıl teşekkür edeceğimi hiçbir zaman bilemedim. Muhteşem olan tarafları her şeyi doğru yapmalarından kaynaklı değildi. Onlar kendileri olarak toplum anlayışına göre, ahlak kurallarına göre, ilişkilerdeki olması-olmaması gereken kurallara göre, çok fazla yargılanabilecek şey yaptı. Tıpkı benim de defalarca yaptığım gibi… Sanırım burada biraz mola verip sohbet etmek lazım. Bol keseden atılan yargı, edep, ahlak kurallarından hangi birimizin nasibini gerçekten aldığını, içsel olarak sorup kendimize karşı dürüst olarak cevaplamamız gerek.  Sevdiğinize kullandığınız kötü kelimeler, hatta içinizden ettiğiniz küfürler dahi bu kuralları alt üst etmeye yeter. –Yapma! Naraları atan sevgilinizi kaybetmemek adına, her istediğine “tamam” deyip, arkasından bir kez bile iş çevirdiyseniz/çevirdiysem, bu taraflarda dolaşmamamız, şapkayı önümüze almamız gerek. Sevdiklerime teşekkür etmek için bana karşı daha “ahlaklı” olmalarını beklemedim, beklemeyeceğim, dileğim o dur ki bundan hepimizin vazgeçmesi.

Sevgiye her zamankinden daha fazla ihtiyacımız olduğu zamanlarda değiliz; ihtiyaç duymak çoğalmayı engellemiyor mu sizce de? Sevgiye her zaman, bir önceki günden daha fazla müsaade edebiliriz. Tohumu sevgi olan her ne olursa olsun lezzeti doyumsuz olacaktır. İçimde ekilmiş sevgilerin minnetini ödeyebilmeme imkân yok. Tek yapabileceğim onu sulamak, beslemek, en azından nefretle soldurmamak oldu.

Bunu başarabildiğim için en çok kendime minnet doluyum. Çok uzun zaman aldı, büyük emek istedi. İnsanın kendi kendisiyle girdiği diyalogdan hakkaniyetle çıkması kadar zor bir şey olmadığını, kendi yolculuğum esnasında öğrenen bir kadınım. Hala başaramadığım oldukça zaman var ama vazgeçmiyorum.

Sevmek, aşık olmak bir insanın hissedebileceği en muhteşem duyguların Türkçe fiilleri.  “Ben seni çok sevmiştim” cümlesinin acıyla bağdaşmasından ve sevgiyi verilen bir lütuf gibi görmekten vazgeçsek her şey daha hakkaniyetli olmaz mıydı?

Düşünün, birini sevdiğinizde olanları… Güneş daha bir ısıtır teninizi çünkü kalp atışlarınız hızlanır, bedeniniz duyarlı olur tüm etkilere karşı. Heyecanınız arttığı için gülümsemeniz yoğunlaşır. Erkekliğinizin/kadınlığınızın deneyim alanı oluşur, hayal kurarsınız, özlem denilen duyguyu ifade etmek için yazarlardan yardım alırsınız, içinizdeki duyguların o denli yüksek sesli duyulmasına şaşırır ve buna hayranlık duyarsınız. Bu güzellikleri yalnızca birini severek ya da âşık olarak deneyimlersiniz. Bana bu duyguları yaşatan bir insana minnet duymak için daha fazla nedene hiçbir zaman ihtiyacım olmadı. Tek söyleyebileceğim “sana minnettarım” oldu. Böylesi duyguları yaşamama vesile olduğun için, içimde açılan çiçeklerin adını sen koyduğum için, buna bir mana yükleyebileceğim varlık olduğun için, bana “aşığım” diyebilmem için içimde yankılanan duyguların sesini açtığın için sana minnettarım…

Bazen insanlığın hipnotize olduğunu düşünüyor ve sevginin nasıl olur da verilen bir lütuf gibi karşılandığını anlayamıyorum. Sanırım algılanması ve vazgeçilmesi için yaşanması gerekiyor.

Sevgiden korkuyor insanlar; çünkü kendilerine verilen lütfun karşılığında istenenlerden, vermek zorunda hissettiklerinden korkuyor. Kişi kendinden biliyor ve bir sevginin karşısında istediklerini -itiraf edemese de- iyi biliyor. Kendi istediğinin tefeciliğinin farkında olan her insan gibi almaktan korkuyor.

Sevgiyi yeniden düşünün çünkü ortak olan tek ilaç o. Verdiğiniz için değil içinizde yankılandığı için hürmetle eğilebilirsiniz sevdiğinizin önünde.

Hissettiklerimi bana deneyimlemem için takım arkadaşlığı yapan sevgilimin önünde eğilmek, görülmeyen Tanrı parçacığını, insanlığındaki çiğliğinden ayırıp görmek dünyanın en muhteşem pratiği benim için… Her zaman mümkün oldu mu; hayır ama bir günü bile tüm hayatıma bedel. Yaratıcıyı hissetmek için yaratılmışlara izin verin; pişman olmayacaksınız.

Bazı eleştiriler yine yükseliyor kulağımda. “Ne yapayım yani beni aldatan, hayatımdaki en büyük acıyı yaşatan o insanı seveyim mi?”

İstersen sev istersen nefret et. Yalnızca iki durumda da karşındakine bir şey vermediğini anla arkadaşım.

Bugün tek dileğim sevgiyi başka türlü okuyan bir kadının ağzından, sizden farklı olarak nasıl deneyimlediğini okumanızdı. Ben de bana sorulana kadar, nasıl olur da görülmez? diye düşünmemiştim. Haddime değil, arzum öğretmek hiç değil; bir de böyle bir bakış açısı var deyip bu farkı bana soran insanlar için yazdığım bir makaleydi ama belki sizin de ihtiyacınız vardır. Belki “neden?” diye soruyorsunuzdur. Belki kendi “nedenimi” anlatırsam, anlamak istediğinize destek olurum diye düşündüm. 

Hayatımda bana sevgiyi tattıran her canlı ve varlığa, aileme, yazara, şarkıya, senaryoya, kimyama, hayallerime, sevgililerime ve bana aşkı yaşatanlara minnettarım. Aynaya baktığımda gördüğüm güzellik ruhumun bana yansıyanı, ruhumdaki güzellik de bakıp da parlattıklarımın eseri...

 Sevgililer gününüz kutlu olsun. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat: Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.