Bu sana yazdığım ilk mektup, bu gün sana duygularımı sana bir de en sevdiğim yol ile yazma yoluyla bildirmek istedim. Her birimizin çocukluğunda, ergenlik döneminde ne yazık ki bilerek yada bilmeyerek bazen anne-babamız bazen yakın çevremiz bize bilerek veya bilmeyerek iyilik yapacakları yerde yapmış oldukları tutum ve davranışları bize olumsuz yansımış olabilir.

Her anne-baba çocuğunun hemen yürümesini, hemen konuşmasını, her şeyi onların istediği şekilde yani herkes gibi daha çok olumlu örnek yaşamları hemencecik deneyimlenmesini isterler. Bu olmayınca üzülürler. Hâlbuki her çocuk kendine has ve özeldir. Her çocuğun kendine özgü güzel yanları vardır. Yani kime göre iyi, kime göre kötü ona bizler karar veremeyiz.

Anne iyi misin, kafan güzel mi? Deyip bana takıldığını duyar gibi oluyorum. Cevap; ben bir anneyim. Aslında hiç birimiz mükemmel değiliz, mükemmellik ise bir hastalık diyebiliriz.  Benim çocukluğumu öğrenme ister misin? Ben nasıl bir çocuktum? Bu soruyu kendime bu gün bir kez daha sordum. Bu aşamaya gelmek için ne kadar çok yol kat ettiğimi fark ettim.  Sanırım ilkokulda biraz pasif bir çocuktum. Oyunlara fazla katılmaz, birkaç kız arkadaşla takılırdım. Top oynamazdım nedeni ise suratıma çarpar diye çok nadir oynamışımdır. Seksek, birdirbir, bazen de ip atlardım. Hiç sokakta oynadığımı hatırlamıyorum. Ortaokul ve lisede içimde iki kutup yarışıyordu. Biri girişken, defilelerde, tiyatro grubunda, koroda, folklorda diğeri biraz içine kapanan bir tip. Yani bütün o etkinliklere kendi isteğimle gidiyordum. Kimse bana tiyatro grubuna gir falan demiyordu. Diğer taraftan aşırı saygılı ve biraz çekingen bir yapım vardı.

18 yaşında evlendim. O arada hem çalıştım, hem de üniversite eğitimimi tamamladım. Yani 20 li yaşlarda Ankara’da evli, kreş öğretmeni ve akşamları da derse giden, eve gelip yemek yapıp sonra yine ders çalışan bir insan düşün fakat öyle şimdi ki gibi aşırı girişken değildim. Aynı zaman da ev işleri, eşimin düzeni vs. de buna ekleniyordu.

Bir insan bir şey yapabiliyor ve hayatını değiştiriyorsa bir başkası da bunu yapabilir az veya çok buna inanıyorum. Sonra bir çok eğitim aldım. O da yetmedi ikinci Üniversiteyi bitirdim. İnsanlarla diyalogum daha da gelişti. İnsanların kendini keşfetme yolculuğuna çıkmaları için programlar yaptım. Çünkü bu göründüğü kadar zor değildi. Hiç bilmediğim bir yere gidince anahtar sözüm senin de bana takıldığın gibi “sorarız, gideriz, yaparız” oldu.

Kıbrıs’ta seninle çok yoğun, bir o kadar keyifli, bir o kadar farkındalıklı, bir o kadar yorucu, bir o kadar zevkli günler geçirdik. Oteldeyken İngiliz konaklayan bir adamla yapmış olduğun söyleşilerle, yanımda pozitif enerjin ve her şeyi keşfeden yapınla, spor merkezine kendi istediğinle gitmen kayıt yaptırman, kendine hedefler koyman, arkadaşlar edinmen beni senin adına mutlu etti. Yani bunlar başlangıç oğlum, kim bilir güzel günler için bu enerji ve motivasyonla başka ne güzellikler mümkün? Bundan daha iyi nasıl olur? Her günü planlayarak, bazen plan yapmadan, keşfet oğlum hayatı, kendini, çünkü bu çok zevkli bir oyundur. Bol şans dilerim.

Annen

email:belginturan@gmail.com

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat: Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.