Marka tutkunuzun giydirdiği şey kimliğiniz olmasın?

Elbette şık görünmek ve kaliteli giyinmek çok önemli. Kendisine, çevresine, bulunduğu ortama saygı duyan insanlar başta kılık kıyafetine özen gösterir. Ancak şıklık kavramı adı altında neye para verdiğinizi düşündünüz mü hiç? Sizce giyindiğiniz şey marka mı, kimlik mi?

Marka tutkunuzun giydirdiği şey kimliğiniz olmasın?

Elbette şık görünmek ve kaliteli giyinmek çok önemli. Kendisine, çevresine, bulunduğu ortama saygı duyan insanlar başta kılık kıyafetine özen gösterir. Ancak şıklık kavramı adı altında neye para verdiğinizi düşündünüz mü hiç? Sizce giyindiğiniz şey marka mı, kimlik mi?

23 Aralık 2016 Cuma 11:31
Marka tutkunuzun giydirdiği şey kimliğiniz olmasın?

Şık, özenli görünmek her insanın öncelikli olarak dikkat etmesi gereken bir şey. Fakat yıllar geçtikçe şıklık algısı temizlik, uyum ve özenden ziyade belirli markaların kullanılma doğru orantılı olarak etiketleniyor.
 
 
Bu durum şık olmak isteyen insanların algılarını da bu yöne doğru şekillendirirken, şık olmak adına çoğu zaman rahatlık, bütçe hatta sağlığından ödün veren insanlarla karşılaşılabiliyor. Peki, kaliteyi mi yoksa şık olmanın olmazsa olmazı olarak dayatılan belli markaları mı satın alıyorsunuz? 

Belirli markalar için belirli imaj çalışmalarının yapılmasıyla bireyler farkında olmadan kendi formalarını yarattı. İş kadınlarının şık olmaları adına tercih ettikleri marka tasarımlarına baktığınızda neredeyse farklı bir tasarıma rastlamanız mümkün olmuyor. Belirli zumrelere hitap eden belirli markaların yaratılmasıyla, tüm sektör kadınları kendilerini şık kabul etmek ve ettirmek için bu markaların ürünlerine yöneldi.

Peki bu durumun ne sıkıntısı var?
Yaratılan bu algıyla beraber varlıklı görünmenin, lüks imajı yaratmanın, olunandan farklı bir hayata aidiyet duygusunun sağlanması için bir şablon oluştu. Bu şablona uymanın bedeli bazı zamanlar da sağlıktan ödün vermeye kadar gidebiliyor. Bunların yanısıra en büyük tehlike psikolojik olarak görülüyor. Kişiler kendilerini kıyafetleriyle özdeşleştirip, kim olduklarını kumaşlarındaki etiketlere borçlu olduklarını düşünebiliyor. Bunun sonucu olarak da kimlik bunalımına giriyorlar. Çoğu zaman bu hayat tarzı, ergen tepkileri gibi görünen bir anlayış kadar masum olmayabiliyor. Kendilerini alamadıkları kıyafetlerden ötürü; özensiz, beceriksiz, değersiz, aşağılık komleksiyle bezenmiş her türlü duygunun içinde bulma ihtimali olan bireyler mesleki anlamda girişimci ruhlarını bile kaybedebiliyor. Bireylerin sahip oldukları eşya, kıyafet, para veya herhangi bir varlıkla kendilerini özdeşleştirmeleri sık görülen ve tehlikeli bir durumdur. Oluşturulan marka takıntısı da bunlara temel atan önemli tohumlardandır. 

Türk malı kötüdür algısı
Geçtiğimiz yıllarda dev firmaların dezenformasyonu sonucu yaratılan Türk malı kalitesizdir algısı çok şükür ki değişim gösterdi. Türkçe marka isimleriyle piyasada fazla iş yapamayıp yabancı isimle yeniden piyasaya girdiğinde çok daha başarılı olan onlarca markanın hikayesini, algı yönetiminin ne denli korkunç sonuçlara yol açtığını görerek okuyabilirsiniz. Yavaş yavaş değişen bu algı kişilerin başta kendilerini reddetmelerinden kaynaklı bir durum. Kendisini reddeden her bireyde görüldüğü gibi sahip olunan her şey ötelenir hale geliyor, buna öz diliniz dahil.
 
 
 

Son Güncelleme: 23.12.2016 16:07
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat: Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.