Son zamanların belki de en popüler sözcüğü ; KUANTUM. Zaman zaman anlamının çok dışında karşımıza çıksa da , genellikle enerjiyi anlatmaya çalışırken kullanılıyor. Yani dış dünyada gördüğümüz her şeyin, madde gibi görünen tüm şeylerin esasen bir enerji dalgası olduğu gerçeğini açıklarken bu sözcüğe başvurulduğunu görüyoruz.. Elbette bu oldukça derin, zor, fizikçilerin dahi henüz tam olarak çözemediği bir konu. Bir iki cümle ile geçiştirilebilecek bir konu değil. Burada bahsetmeye çalışacağım , kuantum fiziğinde elde edilen sonuçlarla, tasavvufta anlatılmak istenen şeyin birbiriyle uyumu..

Tasavvuf denilince aklımıza ilk olarak BİR’lik geliyor. Yani tüm evrenin birliği, her şeyin birbiriyle bağlı olduğu gerçeği. Birbirimizden ayrıymışız gibi görünsek de, aslında tüm varlıkların TEK bir varlığın çeşitli yansımaları olduğundan bahseder tasavvuf bilgeleri. Kuantum fiziğini incelediğimizde de ‘dolaşıklık prensibi’ adı verilen kavramla ; aynı atomun parçalarının, aralarındaki mesafe ne olursa olsun  bağlantısının hiç kopmadığını, birbirleri ile sürekli etkileşim halinde olduğunu görüyoruz. Tüm evrenin de tek bir noktadan yayıldığını açıklayan bilimsel söyleme göre düşünürsek, var olan her şeyle aramızda bir etkileşim ve bağlantı olduğunu söyleyebiliriz rahatlıkla..

Bir de  ‘çift yarık’ deneyi  var ki kuantumda, işte günümüzde kuantumu bu kadar dillendirmemizin  ve bu kadar kişisel gelişim ve spiritüel  kitapların yazılmasının nedenidir kendisi. Ne diyor bu deneyin sonucu derseniz, katı madde görünümlü her şeyin aynı zamanda bir enerji dalgası olduğunu, evreni gözlemleyen bizlerin de gözlemlediğimiz her şeyi etkilediğimizi, madde görünümlü enerjinin biz baktığımızda var, bakmadığımızda ise yok olduğunu söylüyor… İşte bilim insanlarını şaşkına çeviren sonucu buydu bu deneyin.. Yani  ‘’ Sen değişirsen dünya da değişir.’’ sözünün altında yatan neden buydu o halde. Öyle ya, gözlediğimiz her şey bizimle var olabiliyorsa ancak, neyi gözlemlersek onu var ediyorduk. Bu durum, dışarıda bir suçlu, sorumlu arayan egoyu büyük ölçüde yok ediyor. Sorumluluğu tam olarak kişinin kendisine veriyor. ‘’Her ne ararsan kendinde ara’’ sözünün adeta bilimsel kanıtı..

Hallac-ı Mansur ‘’En’el Hakk’’ dediğinde o dönemin insanları bu alt yapıya ve bilinç düzeyine sahip olamadıkları için, Hallac’ı katlettiler. Burada bahsedilen ise, tam da kuantum fiziğindeki gözlemleyen ile gözlenenin birliğiydi oysa ki. Yani bizlerin de Tanrı’dan ayrı olmadığımız, O’ndan bir parça ve O’nunla bütün ve birlik halinde olduğumuz gerçeği. Ne zaman ki O’ndan ayrı olduğumuzu düşündük, tüm acılarımız öylece başladı zaten. Halbuki hiç ayrılmadık ki birbirimizden. Yalnız ve ayrı olduğumuz fikri bir yanılsamaydı. Kuantum bilgileri ışığında BİR’ liğimiz kanıtlandı. Bu, aynı zamanda tasavvufta ‘Vahdet-i Vücud’ kavramında da anlatılmak istenenle örtüşüyor..

Senin gönlün değişirse, dünya değişir..( Şems-i Tebrizi)

Cömertlik denizi oldum

Kime yalvaracağım

Sonsuzlukta yok oldum

Kimin adını anacağım…( Hallac- Mansur)   SEVGİ VE IŞIKLA..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat: Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.