Çocukluğumuzdan itibaren, toplumsal cinsiyet ayırımına tanık olmadığımız bir an yoktur. Erkek ve kız çocuk doğmadan önce kaderlerini aileleri belirler. Kuralları, sınırları, yapabilecekleri bellidir. Örneğin; sen kızsın, az konuş, gülme. Meslek seçmek isterse, öyle bir meslek seçmelisin ki, evde de çalış.  Mühendis, doktor genelde erkeğin tercih ettiği bir meslek olduğunu bakın değerli hocalarımızdan; Doç. Dr. Aslı Bugay Sökmez; 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü dolayısıyla öğrenciler üzerine yürüttüğü bir araştırmasının sonuçlarını paylaştı.

680 öğrenci üzerine yürütülen araştırma, toplumsal cinsiyet rollerinin öğrencilerin meslek tercihindeki etkisini gösterdi. Araştırmada; 2018 YKS sonuçlarına göre üniversitelere yerleşen öğrencilerin cinsiyete göre dağılımında mühendislik bölümlerine kayıt yaptıran öğrencilerin büyük çoğunluğunun erkek olduğu, kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre daha yüksek oranda öğretmenlerin yetiştirildiği eğitim fakültelerini seçtiği belirlendi.

Geleneksel toplumlarda, erkeklerin sert, rasyonel, duygulardan azade, matematikte iyi olarak; kadınların ise duygusal, irrasyonel ve kırılgan görülmelerinin, çocukluk çağından itibaren meslek tercihlerini şekillendirdiğini dile getiren Doç. Bugay Sökmez geleneksel cinsiyet rollerinin, öğrencilerin meslek tercihlerine yanlış yön verebildiğini vurguladı. Yürüttüğü araştırma sonucunda ailelerin kızları öğretmenliğe, erkekleri mühendisliğe özendirdiğinin söylenebileceğini belirten Doç. Dr. Aslı Bugay Sökmez; kadınların kadınlara uygun mesleklerin yanı sıra erkekler için olduğu düşünülen meslek dallarında da çok başarılı olduklarını söyleyerek “Başarının önündeki en önemli engel olan, 'kadından mühendis olmaz' algısını yine kadınlar başarıları ve mücadeleleriyle değiştirecekler. Bunun için sadece zor ya da erkek işi diye düşünüp işin en başından hiç denemeden hayallerinden vazgeçmemeleri gerekiyor. Bu noktada, ailelerin, öğretmenlerin ve toplumun tutumu ve cesaretlendirmeleri de çok önemli bir yere sahip" dedi. (1)

Başarının önündeki en büyük engel, erkek egemen toplumda erkeğin, kuralları belirlemesi ve ne yazık ki, bunu uygulayanların da anneler ve kadınlarımızın olmasıdır. Kız çocuklarının daha duygusal olması, ayaklarının üzerinde durmaması, iyi bir eğitim almaması onu birey olarak bu hayatta tutunmasına fırsat vermiyor.

Yeniden düzenlemek gerekir bazı şeyleri, yeniden gözden geçirmek gerekir. Erkek 5 çocuklu eşini bırakıp gidiyor. Ardına bakmadan, para göndermeden, hangi mevzuat kadını koruyor. Kadın böyle bir şey yapsa toplumun baskısı nasıl olur? Bunları düşünmek ve strateji belirlemek gerekir. Kadın ilim de yapsa, bilimde yapsa, evde tam bir iş bölümü olmuyor ne yazık ki… Bütün yük yine kadının omuzunda.

Evin her türlü işleyişinden o sorumlu oluyor. Çünkü biz kadına “ fedakâr” , “cefakar”, etiketlerini olması gerektiğinden fazla yüklemişiz.

Kadın ve erkek ancak bir birey olarak görüldüğü zaman, yarınlarımız daha aydınlık, ülkemiz daha müreffeh olur. Dünyanın birçok yerinde erkek egemen bir yapı söz konusu, oysa üretimde, sanayide, bilimde kadının “mış” gibi değil de gerçekten işin içine girmesi ancak bilinçli bir farkındalıkla mümkündür.

 Gelişmiş bir toplum için, kadının güçlendirilmesi şarttır. Aynı zamanda etkinlik alanları genişletilerek, eğitim, istihdam, sağlık, yönetim alanlarında eşit imkanlar ve fırsatlar vermek, daha güçlü bir toplumun yapı taşlarını oluşturur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat: Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.