Huzur, adıyla bile insanın içini ısıtan bir kelime…  Şu hayatta belki de herkesin peşinden koştuğu, yakalamaya çalıştığı bir duygu durumu. Huzur bulmaktan bahsederiz, huzurumuzun kaçmasından, huzur kaçıran insanlardan. Huzur’dan kastedilen sessizlikse ya da doğa içinde olmak, sadece kuş ve böcek sesleri, dalga sesleri…  Evet, o zaman sessiz bir yerlere giderek, tatile çıkarak, kalabalıktan uzaklaşarak bir süreliğine huzur bulabilirsiniz. Ama peşinde olduğumuz huzur bu ise, kısa süreli, olay ve mekâna bağlı, muhtemelen de oldukça maliyetli bir huzur arayışı olacaktır.

Öyle bir huzur olsa ki hiç kaçmasa, olay ve kişilerden bağımsız olsa, nereye gidersek gidelim bizimle gelse… Problemlerin tam ortasındayken bile varlığını hissedip oradan güç almamız mümkün olsa! Böyle bir şey mümkün ve var adına da iç huzuru deniyor.

İngilizce’ de “huzur” kavramını “peace” ile ifade ediyorlar; peace aynı zamanda barış anlamına geliyor.    İç huzuru da inner peace; ben bu ifadeyi çok seviyor ve yerinde buluyorum. İçimizde barış olursa huzur da olur çünkü. Savaşın, kargaşanın, kavganın olduğu yerde huzur kaçar. Ama siz bir kez içinizdeki huzurla buluşur ve kendi özünüzle bağlantıda kalabilirseniz; dışarda fırtına olmuş, kavga olmuş, haksızlık olmuş, ihanete uğramışsınız, terkedilmişsiniz, hatta savaş olmuş, o huzuru hep aynı yerde bulacaksınız. Şimdi eminim birçoğunuz ama ile başlayan cümleler kurmaya başladı bile, çünkü o kadar kuvvetli mazeretlerimiz var ki huzursuzluğumuzu savunmak için. Belki de yıllarca tutunduğumuz mazeretler bunlar; çok çekici, etkileyici savunmalar. Bir örnekle açıklamak istiyorum:

Farz edin ki siz evdeyken elektrikler kesildi, içerisi kapkaranlık ve elinizden anahtarlarınızı düşürdünüz. İçerisi o kadar karanlık ki anahtarlarınızı orada aramak çok zor, birden aklınıza harika bir fikir geliyor. Ev karanlık ama sokakta lambalar yanıyor, siz de dışarı çıkıp anahtarlarınızı sokak lambasının altında aramaya başlıyorsunuz. Sonra oradan geçen bir arkadaşınız sizi görüp yanınıza geliyor, anahtarlarınızı sizinle birlikte sokak lambasının altında aramaya başlıyor. Sonra soruyor, nerede kaybetmiştin anahtarlarını? Siz de “evde” diyorsunuz. Merak ediyor “evde kaybettiysen neden burada arıyorsun?” Siz de gayet doğal bir şekilde diyorsunuz ki “ne yapabilirdim ev karanlık, ben de burada arıyorum”. Arkadaşınıza da bu cevap çok mantıklı geliyor ve sokak lambasının altında eşelenmeye devam ediyorsunuz birlikte.

Çok saçma değil mi, kim bu kadar şuursuz olabilir ki, evde kaybettiği anahtarları sokakta arasın. Eğer huzursuz hissedince alışverişe çıkıyorsanız, ihtiyacınız olmayan şeyleri sırf iyi hissetmek için alıyorsanız… Mutsuz hayatınızdan kaçmak için uzak ve sessiz bir yerlere tatile gidiyor, dönünce yine söylene söylene günlük hayatınıza devam ediyorsanız… Huzursuzluğu hissettiğiniz anda içerde neler oluyor diye bakmak yerine dışarda çözüm arayışına giriyorsanız, tam olarak yaptığınız bu.

Huzursuzluğumuzun en temel nedeni özümüzden uzaklaşmak ve onun söylediklerini duymazdan gelmektir… İçsel rehberliğimiz kusursuz bir navigasyon sistemi gibidir, izin verirsek çok güzel yol gösterebilir. Ama biz onu dinlemek yerine egolarımızın hayatımızı yönetmesine izin verirsek, huzur hep aranacak ve kaçan bir şey olarak kalmaya mahkûmdur. Ego içimizdeki incinmiş, korkmuş küçük bir çocuk gibi; dolayısıyla aldığı kararlar da o frekanstan olacaktır. Onu dinlemek, anlamak ama gerektiğinde ona yeni bakış açınızı, bilgeliğinizi, aydınlanmanızı anlatarak eğitmek zorundasınız. Evet, bu çok basit olmayabilir her zaman; hatta onun peşine takılıp gitmek çok kolay ve çekici gelebilir. Bunu bir savaş gibi değil de bir oyun gibi görmeyi başardığınızda egonuza teşekkür eder hale geliyorsunuz, size kendinizi geliştirme şansı verdiği için. Danışanlarım workshoplarımda bu bilgiyi alıp pratiğini yaptıktan sonra artık bahane bulan değil, çözüm üreten birine dönüşüyorlar. Hayat keyifli bir dansa dönüşüyor…  Evet, bazen yeni bir dans figürü öğrenirken zorlanıp pes etmek istediğiniz olabiliyor; sonra bir dansın ortasında olduğunuzu ve dansı ne kadar sevdiğinizi hatırlıyorsunuz.

DR. Wayne Dyer’ı  takip eden ve bilenler vardır aranızda, 1940-2015 yılları arasında yaşamış, yaşadığı sürece ve sonrasında da dünyaya sevgi, barış, ışık yaymış ve yaymakta olan Amerika’lı bir filozof, yazar, psikolog. Wayne Dyer’dan webinarlar (online seminer) alma şansım oldu sağlığında, kitaplarını okudum, videolarını izledim. İyi ki bu dünya onu tanımış diyeceğimiz insanlardan biri… Mevlana’dan sık sık alıntı yapardı “Rumi” diye. Wayne Dyer hakkında saatlerce konuşup onun bakış açısıyla en karanlık anlarınıza güneşi çağırabilirim. Ancak bundan daha güzelini yapmaya karar verdim: ülkece çok gergin olduğumuzu görüyor ve bunun için bir şeyler yapmak istiyorum. Bu yüzden DR. Wayne Dyer’dan aldığım çok değerli bir eğitimin ( 21 Günlük Başarı ve İç Huzuru Çalışması) notlarına kendi egzersizlerimi de ekleyerek ülkemin huzuru kaçan güzel insanlarına sunmak istiyorum. Facebook’ta açtığım kapalı bir sayfada 21 gün boyunca her aksam saat 20.00 de başlayacak 30-40 dakikalık canlı yayınlar yapacağım. Bu yayınlar numaralandırılacak ve kaçıranlar daha sonra izleyebilecekler. Bir kez kayıt yaptırdığınızda videolar size hep açık olmaya devam edecek. İster bizimle beraber 10 Nisan 2017 ‘de başlayın, ister daha sonra, bu 21 günlük çalışmayı yapabileceksiniz. İstediğiniz zaman baştan çalışabileceksiniz çünkü yeni bilginin bilince geçmesi pratik gerektirir. Bu çalışmanın fiyatını özellikle sembolik tutuyorum, amacım daha çok insanın, benden workshop ya da seans almaya bütçesi uygun olmayanların da yararlanabilmesi, daha çok huzurlu insan…

Eğitimin Adı: 21 Günlük Başarı ve İç Huzuru Çalışması

Eğitimin Başlangıç Tarihi ve Saati: Canlı izlemek isteyenler için 10 Nisan 2017, Pazartesi saat 20.00

Eğitim Sembolik Bedeli: 250 tl

İletişim: anewager@hotmail.com  veya

https://www.facebook.com/fatma.unalturktekin    adresinden beni ekleyerek etkinlik davetiyesi alabilirsiniz

e-posta gönderenler lütfen konu bölümüne “21 günlük eğitim” yazsınlar

Her şey düşüncede başlar,

Sevgiler

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat: Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.