Bir insanın dönüşümü ne şekilde olur? Gregor Samsa böceğe dönüştüğünde ya da dönüştüğünü zannedecek kadar aklını kaybettiğinde bu kendiliğinden mi olmuştu yoksa buna sebep olan bir zincir mi vardı? Ya da görüntüdeki bu dönüşümler öz'e de etki ediyor muydu? Kişi kendi başına kalmaktan korkmadığı anlarda dönüşümünden önceki hallerini ziyaret eder mi gizli saklı?

Konu evrim ve aşk, aşk sonucu evrimleşme, bir sonraki adım belki de aşkın evrimleşmesi. Neşeli hallerin bilinçli bakışlara dönüşmesi ve tüm bunların aynı cümlede yer alabilmesi.

Mesela herkes kendi kendinin sihirli değneği olabileceğini bilse, her şeyin kendi elinde olduğunu?

Kitaba ismini veren karakterimiz Martin Eden aşık olmak çarpıntısı ile kişinin eğitim almadan azimle ve kitaplar yardımıyla evrim geçirmesi konusunda nadide bir örnek.  Biyolojik bir evrim değil; duygusal, zihinsel ve tamamen bilgiye dayalı.

Eden açısından bakınca nedir evrim? Aşk mı, yakınlık mı, elde edemeyiş mi, elde ettiğindeki yetersizlik duygusu mu, ulaşmak istenene doğru yol alırken maruz kalınan dönüşüm mü? Yoksa boş bir bakış mı? Kitabın başında alacağınız cevapla belirli süreçlerde alacağınız cevaplar çok farklı ve finalde Eden bize öyle bir cevap verir ki gelmiş geçmiş en popüler fikir kitaplarındaki çıkarımları geride bırakır cevabıyla. Ama sorun şu ki kimse ona herhangi bir soru yöneltmemiştir.

Kendini kitap cümleleriyle ifade eden kişilerde bahsettiği konuların ruhunu da görmek istemek,

Müzikle ilgilenen birinin müziği neden sevdiğini merak etmek, gözlerinde nota aramak,

Tuşlarda ustaca gezen parmaklara rağmen notaların senkronizasyonuna uygun ruhu görememek ve bundan rahatsız olmak,

Bilginin en uç noktasındaki bir profesörü basit bir soru ile alaşağı etmek,

Mevzu bahis tüm bunları okul eğitimi almamış birinin bilgiyi işlevsel şekilde kullanarak pratik zekası ile yapması. Yukarıda aşk ve evrim ifadeleri ile özdeşleştirdiğim Martin Eden’dir  tüm bunları yapan.

Son zamanlarda da bizzat şahit olduğumuz gibi halkın içerikli, orijinal ve anlaşılması enerji isteyen şeyleri iteleyip sıradana koşması, bilineni sahiplenmesi geçmişte de varmış ve Jack London da maddede kağıt, içerikte kağıt paçavrası olan diplomalara sahip bazı insanlarla bu diplomalardan mahrum ama bambaşka şeylere sahip insanların ayrımına varmamızı beklemiş.

Jack London  Martin Eden’deki  isteği ve değişimi öyle coşkuyla anlatıyor ki uzun bir süre kitabın sayfalarını “acaba Martin daha neler öğrenecek, bu sefer ne yapacak” merakıyla çeviriyorsunuz. Ama belli bir süre sonra bu durum sizi biraz sıkabilir. Okuldasınız da altıncı ders saati gelmiş ve o da blok yapılmış, çok sıkılmışsınız gibi.

Tutkusu azme dönüşen ve bünyesindeki varlığından haberdar dahi olmadığı yetenekle birleştiği noktada bilgiye ulaşan, onu doğru sıralama ve yöntemle edinmeye çabalayan ve hiç duraksamaksızın pratiğe dönüştüren, yorulmak bilmeyen Martin Eden  eserin ilerleyen süreçlerinde tutkusuna nasıl bir şekil verecek, değişimlere uğrayacak mı, bambaşka evrimler mi geçirecek yoksa bir sürpriz mi yapacak…

Hayalleriniz varsa, onların peşinden hızla koşmak istiyorsanız ama bir “hadi”ye ihtiyacınız varsa, gerçekten istemenin ne demek olduğunu çok merak ediyorsanız, bilgiye açsanız ama nereden başlayacağınızı bilemiyorsanız, asla ulaşamam dediğiniz istekleriniz varsa… bu kitabı okuyun. Size iyi gelecektir.

Şeker yerine geçer mi bilmem ama kendinize bayramlar yaratmanıza önayak olabilir.

Mutlu ve huzurlu bir bayram geçirmenizi dilerim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat: Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.