Yaşadığımız tüm duyguların birer enerji olduğunu ve bu enerjinin yaydığı frekansın tüm çervremizi etkilediğini biliyor muydunuz ? Evet, olumlu-olumsuz tüm duygular aslında birer enerjidir. İlk başta kavraması zor olsa da, duyguların yaydığı enerji tüm dünyamızı şekillendiren, maddeleştiren bir unsurdur..

Ruhsal tekamül amacıyla bulunduğumuz bu dünya boyutunda, bilinç düzeyi olarak bulunduğumuz yeri anlayabilmenin yolu duygularımızı gözlemlemekten geçiyor. Bilincimiz açıldıkça yaşadığımız duyguların şiddeti azalacak , daha çok huzur ve dinginlik halini deneyimliyor olacağız. Özellikle de negatif dediğimiz yani korku, nefret, endişe gibi duyguları hangi yoğunlukta yaşadığımız, ruhsal olgunluk düzeyimizi gösterir. Bu duygular düşük frekanslı duygulardır ve kendileri gibi düşük frekanslı, zorlayıcı deneyimleri yaşantımıza davet ederler

Evrenimizde her şeyin enerjiden oluştuğunu biliyoruz. Her enerji,  rezonansa (uyum içine)  girdiği diğer enerjilerle birlikte çevremizde gözlemlediğimiz dış dünyayı oluştururlar. Özellikle duygularımızın enerjisi ve çekim kuvveti oldukça yüksektir ve günlük yaşantımızda yaşadığımız pek çok olayın sebebi de esasen bilinçaltımızda kayıtlı halde bulunan bu duygulardır.  Bu arada duygular bilinçli zihinden değil bilinçaltımızdan gelmektedir.

Japon araştırmacı Dr. Masaru Emoto yaptığı araştırma sonucunda su kristallerinin insan duygu ve düşüncelerinden etkilendiğini kanıtlamıştır. Bu deney, duygularımızın fiziki realiteyi etkilediğinin bir nevi ispatı niteliğindedir diyebiliriz. Araştırmada Emoto farklı kaplardaki sulara sevgi, minnet, korku, nefret gibi sözler söylemiş ve sonrasında bu suları dondurarak kristallerini incelemiştir. İnceleme sonucunda Emoto, sevgi ve minnet sözleri söylenen suların kristallerinin simetrik ve güzel şekiller kazandığını, nefret ve korku gibi negatif sözlere maruz kalan su kristallerinin ise şekillerinin bozuk ve düzensiz olduğunu gözlemlemiştir. Konuya ilgi duyanlar için Emoto’nun ‘’ Suyun Gizli Mesajı ‘’ adlı kitabını önerebilirim. İnsan vücudunun %70’ inin su olduğunu düşündüğümüzde, duygu ve düşüncelerimizin ne denli önemli olduğunu görebiliriz.

Negatif ve pozitif duygular arasında gidip geldiğimiz yaşantımızda asıl hedef; duygularımızın nötrlendiği ve dinginliğin hakim olduğu bilinç ve farkındalık düzeyine ulaşabilmektir. Bu haldeyken frekansımız yükselecek, özümüzdeki ‘SEVGİ’ ve olanı doğal bir kabullenme hali ortaya çıkacaktır. Bu durumda tüm çevremizi de bir şifalandırma sürecine girmiş oluruz. Çünkü yaydığımız bu yüksek enerjiyle, çevremizdeki canlı-cansız tüm maddeyi etkiliyor olacağız.

Özellikle düşük titreşimli duygulardan özgürleşebildiğimiz ölçüde bir aydınlanma ve uyanış başlamış oluyor. Duygulardan özgürleşmek beraberinde yüksek bir farkındalık ve algı düzeyini de getiriyor.  Ego yerini yavaş yavaş saf farkındalığa bıraktığı için, daha önce fark edemediğimiz birçok şeyi de fark etmeye başlıyoruz. Bu ''nötr'' hal  bizim de genel frekansımızı yükselteceğinden, yaşantımıza daha yüksek frekanslı olayları çekmiş oluyoruz. Duyguların şifalanması dileğimle.. Sevgi ve ışıkla...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat: Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.