Yaşantımız normal seyrinde akarken, bir gün bizi derinden etkileyen bir olay yaşar ve bu soruyu sorarız ; BEN KİMİM ? Devamında şu sorular gelir; '' Neden buradayım, tüm bu olanların anlamı ne ?'' Bu noktadan sonra ise yaşantımız artık eskisi gibi olmaz. Çünkü farkındalık yolculuğumuz başlamıştır. Bu sorular bilinç sıçraması yapacağımızın habercisidir aslında. Kendimize yabancılaştığımız, özümüzden koptuğumuz ve gerçekte kim olduğumuzdan habersiz bir şekilde yaşadığımız noktadan bizi alır ve bambaşka bir farkındalık düzeyine çıkartır..

''Bir ben vardır bende, benden içeri.. ''  Yunus Emre

Bu sözden de anlayacağımız üzere, görünürdeki ben'in ötesinde bir BEN var ve bu BEN aslında tüm görünür kimliklerin ötesinde, Tanrısal ışığı içinde barındıran öz, bilinçtir. Kendimizi bir bedenden ibaret sanmamız belki de en büyük yanılgımızdı. Bizler bu bedeni kullanarak çeşitli deneyimler yaşayıp, ruhsal tekamülümüzü gerçekleştiriyoruz. Bu deneyimler vasıtasıyla ruhumuzu olgunlaştırıyor, yaşama bambaşka bir farkındalıkla bakabiliyoruz. İçinde yaşadığımız bu dünya, ruhsal açıdan tekamül edebilmemiz için oluşturulmuş  ve mükemmel bir şekilde işleyen bir sistem adeta..

'' Bizler ruhsal deneyim yaşayan insanlar değiliz, bizler insani deneyim yaşayan ruhsal varlıklarız.'' Pierre Teilhard de Chardin

Görünürdeki bedenimiz, kimliklerimiz ve sahip olduklarımızla tanımladığımız kendimiz, ruhsal tekamülümüze hizmet etmek için bir vasıtadır sadece ve her an değişebilir. Değişmeyen şey ise, içimizde bulunan ve çoğunlukla varlığından habersiz bir şekilde yaşantımızı sürdürdüğümüz ruhsal varlığımızdır. Bu varlık sonsuz ve sınırsızdır. Bu bedenimizle yaşadığımız sınırlı deneyimlerden ibaret olamayacak kadar sınırsız..

Bizler kendimizi davranışlarımız, düşüncelerimiz ve duygularımızla tanımlarız çoğunlukla. Bu düşünceler, duygular bize ait zannıyla yaşarız. Oysa ki tüm bunlar ya öğrenilmiş, ya kodlanmış, ya da atalarımızdan genetik olarak miras getirdiklerimizdir.  Duygu, düşünce veya davranışlarımızı ''kendimiz'' sanma yanılgısından kurtuluşumuz ise ancak farkındalıkla mümkün olacaktır.. 

Yargısızca ve hiçbir şeyi ( duygu ve düşüncelerimiz de dahil) sahiplenmeyen bir bakış açısıyla yaşama ve kendimize bakabildiğimizde, içimizdeki gerçek kimliğimizle buluşur, onunla temasa geçeriz. Bu aynı zamanda tüm varoluşla da gerçekleşen bir temas olacaktır.. Böylece aslında birbirimizden hiç de ayrı olmadığımızı, varolan her bir zerreyle aramızda adeta görünmez iplerin olduğunu, hepimizin ruhsal deneyimler yaşamak için bu dünyada bulunan varlıklar olduğumuzu idrak edeceğiz. Bu idrak sayesinde de başta kendimize karşı daha az yargılayıcı, daha çok anlayışlı olacağız.

''Ben kimim?''  sorusu aynı zamanda bize dayatılan toplumsal yargı ve etiketlerin de ötesine geçmemizi sağlayacaktır. Bugüne kadar kendimiz olarak gördüğümüz ve dış kaynaklı kimliklerimizi sorgulayıp, gerçek kimliğimiz olan ÖZ'ümüzle tanıştığımızda yaşam bize bambaşka görünmeye başlayacaktır. Elbette bu demek değildir ki görünür kimliklerimizi tamamen reddedelim ve ruhsal bir hayat yaşayalım. Burada da bir DENGE söz konusu her şeyde olduğu gibi. Bu dünyanın gerekliliklerini yerine getirirken, ruhsal kimliğimizle, yani özümüzle teması yitirmeyelim. Böylece yaşamı daha anlamlı ve farkındalıkla yaşayabiliriz. Sevgi ve ışıkla..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat: Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.