Kadın ister eğitimli olsun, ister olmasın, ailesi tarafından veya toplumca yada eşi veya sevgilisi tarafından bir şekilde şiddet gördüğünü belirtiyor yapılan araştırmalar. Uluslararası sözleşmelerin, yasalarla da bunun geçerlik kazanması için öncelikle uygulamaya konulması gerekir.

Kaldı ki, yasalarda bir yere kadardır, vicdan denen o yüce duygu kişide/kişilerde yok ise siz ne kadar kural da koysanız kişinin vicdanına kalmışsan o zaman geçmiş olsun. Doğuda kız evladı bir taraftan hem ikincil plandadır bir taraftan da bilinçli anne-babalar kızlarını koruyup kollarlar, ‘kız çocuğudur kimin eline düşecek bilmiyoruz, bari baba evinde rahat etsin’ der bir tarafları, istisnai olsa da…

O kadar çelişkilerle dolu bir ülkede yaşıyoruz ki, yerden yere vurduğumuz bir şeyi bir taraftan da yüceltiriz. Kadın bir taraftan kutsaldır. Anadır. Eştir. Ayaklarının altındadır cennet, diğer taraftan, sırtından sopa, karnından sıpayı eksik etmeyiz. Sadece bazen erkeğe, kadına da özgü değildir. En çok sevdiğimizi üzer, ona küser, kırılır alınır, acımasızca davranırız.

Neden peki? İnsan en çok umduğu yere böyle mi davranmak zorundadır. Beklentilerimizin karşılanmaması, bazı şeylere kızmamız içimizdeki acımasız canavarı mı ortaya çıkarıyor. İnsan ne kadar kızarsa kızsın, sevdiği kadına el kaldırıyor, ona duygusal ve fiziksel olarak şiddet uyguluyorsa o sevgi ‘sevgi’ değildir. İlişkilerimizde karşımızdakini ‘amaç’ değil de ‘araç’ olarak gördüğümüz zaman ancak böylesine insanlık dışı davranabiliriz.

Yarın 8 Mart Kadınlar günü yine birçok kişi bu konuda yazıp çizecek. Bir kısım medyanın da bu konuda yanlı davrandığı ya da bilinçsiz davrandığı açıktır. Şiddet gören, ölümle tehdit edilen, tecavüz edilen, canına kıyan kadınların/kızların medyaya yansıması, bazen etik değerlere uymuyor, tecavüzün içerdiği şiddeti arka plana iterek, erotize etmesi insan olanı rahatsız ediyor.

Sevgi dolu yarınlara ancak art niyetlerden arınmış, yasal düzenlemelerle desteklenmiş, yeniden yapılanmış bir vicdan ve toplumca desteklenen bir yürekle gerçekleşebilir. Her birey bu dünyaya ‘huzurlu ve mutlu’ olmak için gelir. Kimse kimsenin kölesi değildir.

Kadınların da argo, basit, sokak vari tavırlarıyla kadına özgü kıymetli değerleri yerlerde süründürmemeli, erkekçe görünmek, külhanbeyi tavırlar, dişiliği yıpratan sıradan şeyler olduğunu aklımızdan çıkarmamamız gerekiyor. Birlikte güzelliklerin yaşanacağı kadın erkek birlikteliğinin örnek olacağı yarınlar diliyorum. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat: Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.