Seslere Karşı Aşırı Duyarlılığın Psikolojide Bir İsmi Var: MISOPHONIA

Misophonia ''sesten hoşlanmama ve nefret etme '' anlamı taşımaktadır. Psikolog ve Uzman Aile Danışmanı Serap Ağalar, bu konu hakkındaki gözlem ve saptamalarını kaleme aldı.

Seslere Karşı Aşırı Duyarlılığın Psikolojide Bir İsmi Var: MISOPHONIA

Misophonia ''sesten hoşlanmama ve nefret etme '' anlamı taşımaktadır. Psikolog ve Uzman Aile Danışmanı Serap Ağalar, bu konu hakkındaki gözlem ve saptamalarını kaleme aldı.

19 Eylül 2017 Salı 10:55
Seslere Karşı Aşırı Duyarlılığın Psikolojide Bir İsmi Var: MISOPHONIA

Seslerin düşüklüğü ya da yüksekliği genel olarak önemsizdir. Bu durumun nörolojik bir bozukluk olduğu da düşünülmektedir
Nörolojik bozukluk dışında nedeni hakkında çeşitli saptamalar olsa da tam tanımı konulamamaktadır. 9 yaşından sonra kendini gösteren bu hastalıkta beyin, refleks tepkisi gibi tepkimelerde bulunur. İnsanların günümüzde tahammülsüzlük seviyesinin artış göstermesi bu hastalığı tetikler niteliktedir. Hastalık diyebiliyorum çünkü sonucunda insan, sosyal çevresi ile olan ilişkisini sonlandırma derecesine kadar gidebiliyor. Hangi ses ve benzerlerinden nefret ediliyor;

  • Bulunulan ortamda çevredeki kişinin yemek yeme sırasında çıkardığı ağız şapırdatma ya da yutkunma sesi
  • Nefes alış-veriş sesi
  • Diş fırçalama sesi
  • Saatin tik-tak sesi
  • Yanınızdaki kişinin öksürmesi 
  • Ayak sesi ya da kapı gıcırtısı

Bunun gibi birçok sese karşı aşırı duyarlılık yaşıyor olabilirsiniz. Bu seslerde önemli olan sesin belirli aralıklarla sabitliğinin olmasıdır. Misophonia'ya sahip olan kişiler genellikle sinemaya mısır sesinden dolayı gidemezler. Toplu yemeklerde bulunamazlar çünkü çatal-bıçak sesi bulunulan ortamı kabusa dönüştürebilir. Kişi bu durumlarda; öfke nöbeti, endişe, bulunulan ortamı terkedip kaçma, sinirleri kontrol edemeyip yanındaki kişiye zarar verme, ses yükseltme tepkilerinde bulunabilir. 

Misophonia hastalarını sadece müzik sesi rahatsız etmez. Kendilerini çevredeki sesleri duymama adına kulaklıkla dolaşırken bulabilirler. Çevresindeki kişiler onların müziğe tutkun olduğunu düşünebilir. Belki de sadece gürültü kirliliğini yok edebilme adına o kadar çok müzik dinliyor olabilirler. 

Genel gözlemlerim neticesinde, öfke ve acı duygularını sadece içinde yaşayan, belli travmalar sonucu ya da yetiştiriliş tarzının etkisiyle güç ve kontrolü üzerinde tutmak isteyen, ses ve müzikle ilgilenen kişilerde, daha çok  bu sonucun olduğu ortaya çıkıyor. Bağlanma problemi de bunda etkendir. Bu bireyleri tekdüzelik sıkmaktadır. Çocukluk döneminde aile içi tartışmalara fazla maruz kalmış bireylerde sese karşı tahammülsüzlüğün olması görülebilir bir sonuçtur. 
Bu hastalığın direkt bir tedavisi olmamasına karşın öfke ve stresle başa çıkabilme adına olan psikolojik tedavi yöntemi uygulanabilmektedir. Eğer bu ileri bir seviyedeyse psikiyatri doktoruna başvurup ilaçlı tedavi yöntemine başvurulmalıdır. 
Bu hastalığın yaygınlığı henüz çok bilinmemektedir. Fakat bu yazıyı okuduğunuzda bunların bazılarını bile taşıyorsanız kendi sağlığınız için önlemini almanız gerekmektedir. 

 

Son Güncelleme: 19.09.2017 12:23
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat: Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.