Doğru ve yanlış tüm kavramların ötesinde bir yer var. Sizinle orada buluşacağım.. Mevlana

Yazıma bu anlamlı  sözle  başlamak  istedim. Dualiteyi anlatan, Mevlana' nın bu güzel sözüyle..Yaşadığımız bu evrende her şey zıddıyla birlikte mevcuttur. Madde-antimadde, ışık-karanlık, iyi-kötü, gece-gündüz gibi... Doğduğumuz andan itibaren kendimizi bu zıtlıkların dünyasında buluruz. Her şeyi zıddıyla birlikte düşünme alışkanlığımız yüzünden, olanı olduğu gibi kabul etme noktasında da zorluklar yaşarız. Her şeyi iyi- kötü gibi sınıflandırma çabası içinde olmamız, olayları objektif ve reel bir gözle görmemizi engeller. Anlama gayretinden ziyade, sınıflandırma  ve yargılama çabasına gireriz. Esasen bu anlamda hiçbirimizin tam anlamıyla objektif olamadığımız, olayları kendi bakış açımızla , yani dar bir bakış açısıyla yorumladığımız sonucuna varabiliriz.

Bizim için iyi olan bir şey, bir başkası için kötü olabilir. Esasen yaratıcının gözünde hiçbir şey ''iyi'' veya ''kötü'' değildir. Deneyimdir, derstir, tecrübedir, farkındalıktır.. Kısaca OL'andır.. Olan da olması gerekendir zaten. Her şey; tam da öyle olması gerektiği için öyle olmuştur. Bu gözle olaylara bakabilirsek, birçok farkındalık kazanabiliriz. Olay, kişi ve durumları iyi-kötü gibi sınıflandırma durumundan özgürleştiğimiz ölçüde, yaradanla ve elbette ÖZ benliğimizle daha yakın iletişime geçebiliriz...

BİR'lik idrakine ulaştığımızda, dualiteyi de aşmış olacağız. Evrende her şey bir'in yansımalarıdır sadece. Tasavvufta ikilik kavramıyla açıklanan dualite, tüm görünen zahirin ötesine geçmek anlamına gelir. Gördüğümüzü yargısızca ve olduğu haliyle gözlemlemeyi ifade eder..  Bu bakış açısına ulaştığımızda ne kadar da özgürleştiğimizi fark ederiz. Bu demek değildir ki hiçbir şeye müdahale etmeyelim, düşünmeyelim, konuşmayalım. Elbette düşüneceğiz, olaylara yeri geldiğinde müdahale edeceğiz, ancak Bir'in gözünden baktığımızda tüm bunları yargılarla değil, içimizdeki sevgi, ışık ve kabulün getirdiği bir farkındalık ve bilgelikle yapacağız..

Dualiteyi aştıkça, yargılama ve eleştirme durumundan, kabul ve teslimiyet durumuna geçiş yaparız. Olayları ve kişileri kontrol etme çabası, yerini huzurlu bir kabul edişe ve dinginliğe bırakır. Daha çok an'da kalır, geçmiş ve gelecek endişesinden özgürleşiriz. Olanı, saf ve nötr bir gözle görme şansımız olur. Her şeyin birbiriyle olan ilişkisini ve temelde hiçbir şeyin birbirinden ayrı olmadığını fark ederiz.. Başta kendimizi olmak üzere, herkesi olduğu haliyle kabul edebiliriz. Böylece aslında bir illüzyon olan bu dünyanın kısıtlamalarından da özgürleşmiş oluruz. Zamanla dualitik bakış açısını aştıkça, iç sesimizin bizi daha iyi yönlendirdiğini fark edebiliriz. Egoyu da yönetebildiğimiz için, özümüzün ışığı bizi daha yüksek farkındalıklara ve daha huzurlu bir yaşama taşır.. Çünkü yaradanla daha yakın olmuşuzdur. İnsani yargılardan ve kısıtlamalardan uzaklaştıkça, BİR'le, BÜTÜN'le birlikte, akışta ve HUZUR' da oluruz.. Sevgi ve ışıkla...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat: Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.