İyi bir film hayat değiştirebilir, ilham verebilir. Bu yüzden hem öğretmenlik yaptığım sırada hem de yaşam koçu olarak bazı filmleri ödev verdim ve veriyorum. Bugün merakla beklediğim bu filmin ilk seansına gittim, bir taraftan filmi çok merak ediyor diğer taraftan da filmle ilgili gala sonrası yapılan “göz yaşlarımızı tutamadık” yorumları yüzünden gitmekte tereddüt ediyordum. Öyle ya sen yaşam koçu olarak,  bile isteye ağlayacağın bir filme git. Açıkçası çok ilham veren bir hikâyesi yoksa “dram” çok da tercih ettiğim bir tür değil.

Öncelikle galaya gidip yorum yapanlara ufak bir sitemim var: neden bu filmin,  hayata bakış açımızı tamamen değiştirebilecek, ilham veren bir film olduğunu söylemediniz. Bu filmde sadece, aşk, hüzün, acı, ölüm yok ki. O yüzden naçizane bir de ben yazayım dedim. Film vizyona yeni girdi o yüzden konusu ve sonu hakkında ipucu vermeden yazacağım ki izleyecek olanların tadı kaçmasın, filme de haksızlık olmasın.

Biraz oyunculardan bahsedelim: Seçkin Özdemir, onu ilk kez bir sinema filminde görüyoruz ve bence muhteşem bir giriş yaptı. Dizilerdeki performansı zaten hayranlık uyandırıyor ve bolca övgü alıyordu, o bakımdan sürpriz olmadı. Ancak sinema filminde bambaşka parlamış; doğal, abartısız, gerçek gibi hissettiren bir oyunculuk. O sahneyi onunla birlikte yaşıyor, söylediği her kelimeyi hissediyor, aklından geçirdiklerini gözünde görüyorsunuz. Bakışlarını, mimiklerini, ses tonunu olağanüstü kullanıyor. Şu sıralar Ateşböceği dizisinde Barış Buka karakteriyle izliyoruz onu. Bunun riski de var aslında; yani siz Cuma günü onu Yaman olarak izleyecek sonra aynı kişiyi Pazar günü Barış olarak göreceksiniz ve ikisine de inanacaksınız. Eskiden film yıldızları ulaşılmazdı, onları beyaz perdede ya da televizyonda görürdük ve o karakter olarak kalırlardı akıllarımızda. Ama şimdi onları sosyal medyadan takip edebiliyor, paylaştıkları video veya fotoğrafları görebiliyoruz. Bu durum oyuncuyu çok zorlayabilecek bir şey, karakterin inandırıcılığı açısından. Seçkin Özdemir’de çok nadir bulunan bir özellik var, o karakteri size gerçekten yaşatıyor. Hal böyle olunca kendisini peş peşe bile izlesem dizide, röportajda veya filminde, hepsinde farklı kişi görüyorum. Oyunculuk çok değerli bir yetenek ve ben bu işi hakkıyla yapabilen herkese gerçekten saygı duyuyorum. Bir filmin nasıl şartlarda çekildiğini az çok biliyoruz artık; biz iki kişinin baş başa bir sahnesini izlerken aslında etraflarında koca bir ekip oluyor. İşte ben Seçkin Özdemir’i izlerken onun bir film karakteri olduğunu, o an etrafında kameralar olduğunu, tüm o ekibi unutuyorum, unutturuyor, sizi alıp o sahneye çekiyor, o karaktere inandırıyor. Çok kaliteli yapımlarda yükselişini izlemeyi, can vereceği tüm karakterleri, her seferinde daha iyisi olamaz derken kendisini aşmasını gururla ve keyifle izliyor olacağım.

Tuvana Türkay, ben açıkçası adını ilk defa bu filmde duydum ve ilk kez izledim kendisini. Genç yaşına rağmen çok başarılı ve inandırıcı buldum. Böyle başarılı bir filmde başrol oynamış olmasının ona güzel kapılar açacağından eminim. Zuhal Gencer Erkaya’yı Nefes’in annesi rolünde izledik. İzlerken onunla o anne oluyorsunuz, olağanüstü bir oyunculuk, muhteşem bir performans. Sanırım bu role daha uygun biri seçilemezdi. Baba rolünde ise Hakkı Ergök, sessiz kalırken bile bir karakterin çok şey anlatabileceğini çok güzel gösterdi.

Filmde asıl hikâye çok az kişi arasında geçiyor, gereksiz ayrıntılar ve kişilerle olay örgüsü bozulmamış. Odağınız daha çok Yaman ve Nefes’te, anne ve baba da hikâyede önemli karakterler. Yaman karakteri kendini dünyaya kapatmış, umudunu, yaşama sevincini kaybetmiş bir genç. Nefes ise tam tersi hayat dolu, pozitif, dışa dönük bir kişilik. Bu hikâyede hep zıtlıklar var aslında; ölümle hayat, neşe ile keder, umutla umutsuzluk hep burun buruna. Hayatımıza giren hiçbir insanın tesadüf olmadığını hatırlıyoruz izlerken. Bir kişinin ne çok şeyi değiştirebileceğini, bakış açılarının önemini… Sorguluyorsunuz birçok şeyi, yaşama şeklinizi, kimin şanslı kimin şanssız olduğunu, ölümü, hayatı, ömrü, aşkı, hayalleri… Verilen mesaj o kadar kuvvetli ki filmin sonu önemini kaybediyor, bunun hayatta sadece bir ayrıntı olduğunu biliyorsunuz.

Filmden bahsederken “görsel bir şölen” ifadesi kullanıldı, bu yoruma aynen katılıyorum ve bunu biraz açmak istiyorum. Filmin çekildiği yer Sapanca ve civarı, o evler, manzaralar, hayvanlar, doğa tam anlamıyla muhteşem. Bununla da kalmıyor; bence görsel bir şölen olmasında kıyafetlerin de etkisi çok büyük. Bu kışa Yaman ve Nefes’in kıyafetleri yön verebilir, kış gelsin ve bitmesin isteyebilirsiniz. Gelin ve damat kıyafetlerini zaten inanılmaz büyüleyici buldum. Genelde düğün için bahar ve yaz beklenir ya, bu filmden sonra kış düğününün güzelliğini de göreceksiniz. Duygu değişimlerinin kıyafetlerdeki renklere yansıması ise dikkatli bir izleyici olarak gözümden kaçmadı, özellikle Yaman’da. Görsel şölenle sınırlı kalınmamış ve filmin ruhuna uygun olağanüstü müzik dokunuşunu da bir usta yapmış: Gökhan Kırdar. Filmi gölgede bırakmadan mütevazı bir şekilde sokulmuş, sihirli dokunuşunu yapmış ve geri çekilmiş.

Bir Nefes Yeter de en sevdiğim sahnelere de değinmek istiyorum, gizemi koruyarak.

O küçük not defteri ve ondaki notlar beni benden aldı, onları okurken Yaman’ı izleyin sonra da hiç tereddüt etmeden Seçkin Özdemir’e Türk sinemasının en değerli ödüllerini verin. Kendisinin de en beğendiği sahnelerden olan bir iskele sahnesi var ki görmeniz lazım, anlatılamaz. En romantik film repliklerini gölgede bırakacak derinlikte sözler var bazı sahnelerde.

Bu film sizi kollarınızdan tutup bir güzel sallıyor, kendinize getiriyor. Yani sadece dramatik bir aşk hikâyesi değil izleyeceğiniz, öyle izlediyseniz bir daha izleyin, olmamış o. Ben ilk defa bir dramdan sonra daha da fazla yaşama sevinci hissederek çıktım filmden. Saatlerce yürüdüm sahilde yorulmadan, güneşe, kelebeklere, kedilere gülümseyerek. Kendinize bir hediye verin bu hafta sonu ve bu filmi mutlaka izleyin.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat: Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
asuman erdoğan 2017-10-15 19:04:41

süper tebrik ederim sizi