“Ve şimdi gezdir bakışlarını Semerkant’ın üzerinde! Değil mi ki o yeryüzünün ecesi? Alıp tüm kentlerin yazgı iplerini ellerine, çıkmamış mı hepsinin üstüne o mağrur?”

                                                                                                                                   Edgar Allan Poe

 

Fars kültürü ve edebiyatı, edebiyatla ilgisi olmayan kişilerin bile dikkatini çekecek güzelliktedir çünkü edebiyatları ve tarihleri iç içedir ve bunlar doğu medeniyetinde harmanlanır. Kişi, farkında olmadan bir şeyler bilir ona dair, duymuştur, anımsar. Bana göre çok özeldir ve algıları zorlar ve bir şekilde kişinin kapsama alanına girer Fars edebiyatı.

Ömer Hayyam’ı duymayan yoktur, kim olduğunu bilmeyen azdır, sevmeyense evet, vardır. Hani onu biliriz de Fars edebiyatıyla kaçımız bağdaştırırız bilmem, ama onu seven pek sever, bunu bilirim.

Semerkant Yapı Kredi Yayınları tarafından 25. Baskısı yapılmış Lübnan asıllı Fransız yazar Amin Maalouf’a ait Ömer Hayyam ve Rubaileri ile Rubaiyatın 1072 yılında Semerkant’ta başlayan, 1912 yılında Titanic’te okyanusun dibine gömülmesiyle biten hikayesidir.

Eser dört bölümden oluşur ve bu bölümlerde şair ve filozof Ömer hayyam’ın, Selçuklu veziri siyasetbilimci Nizamülmülk’ün, tarihte ilk terörist olarak geçen haşhaşşilerin lideri Hasan Sabbah’ın hikayeleri, birbirleriyle tanışmaları, dostlukları ve düşmanlıkları anlatılır. Bu üç karakterin iç içe geçmiş hayatlarıyla başlayan eser, Ömer Hayyam hayranlığı ve rubaiyatı görebilme umudu ve ihtimali ile değişim sancıları çeken İran’a doğru yol alan bir Amerikalı’nın hikayesi ile harmanlanıyor ve eser Benjamin adındaki bu Amerikalı’nın ağzından anlatılıyor.

Kitabın ilk iki bölümünde yukarıda bahsettiğim karakterlerin birbirleriyle olan ilişkileri ve Ömer Hayyam’ın hayatı ve aşkı anlatılıyor. Bu kısımlar esere edebi açıdan bakan ve Hayyam noktasına odaklanan okurların seveceği kısım oluyor ki gerçekten de akıp gidiyor.

Sonraki iki kısımsa daha çok siyasi konuların anlatıldığı bölüm; İran’ın bağımsızlık mücadelesi ve bölgenin genel durumu. Yalnızca siyaset ve tarih seven okurlara hitap edebilecek bölümler gibi görünse de oldukça bilgilendirici ve akıcı. Fars edebiyatına ilgi duyan, onu tam anlamıyla özümsemek isteyen kişilerin okuması ve bilmesi gereken bölümler.

Eser çoğunlukta bilgi içerikli olduğu için verdiğim genel bilgi sonrası yazıyı daha fazla uzatmak istemiyor ve okumanızı şiddetle tavsiye ederken son olarak kitaptan bir alıntı paylaşıyorum.

“Hiç, hiç bir şey bilmiyorlar, bilmek istemiyorlar

Şu cahillere bak, dünyaya egemen onlar.

Onlardan değilsen eğer, sana kâfir derler

Onlara aldırma Hayyam, yoluna devam et.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat: Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.